
31 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla, Türk hukukunda mali borç ilişkilerini yakından ilgilendiren en önemli yasal değişikliklerden biri yürürlüğe girmiştir. Kanuni faiz sisteminde yapılan bu değişiklikle birlikte, uzun yıllardır uygulanan sabit faiz oranı terk edilmiş ve yerine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilen reeskont oranına bağlı değişken bir sistem getirilmiştir.
Bu düzenleme, kanun koyucunun ekonomik gelişmelere uyum sağlama ve hukuki düzenlemeleri güncel ekonomik göstergelerle ilişkilendirme iradesinin önemli bir göstergesidir. Böylece alacaklı ile borçlu arasındaki mali dengeyi daha adil şekilde koruyacak bir sistem hedeflenmiştir.
Söz konusu değişiklik yalnızca avukatları veya hâkimleri değil; yatırımcıları, şirketleri, tacirleri ve Türkiye’de mali veya sözleşmesel ilişki içerisinde bulunan tüm gerçek ve tüzel kişileri doğrudan ilgilendirmektedir. Çünkü artık kanuni faizin hesaplanması, önceki sisteme göre tamamen farklı esaslara dayanmaktadır.
Kanuni Faiz Nedir?
Kanuni faiz, tarafların sözleşmede herhangi bir faiz oranı kararlaştırmamış olmaları hâlinde, kanun gereğince uygulanacak faiz oranıdır.
Bu faiz özellikle;
- Para alacaklarında,
- Tazminat taleplerinde,
- Mahkeme kararlarının icrasında,
- Hukuki ve ticari uyuşmazlıklarda,
- Kanunun faiz öngördüğü diğer durumlarda
uygulama alanı bulmaktadır.
Dolayısıyla kanuni faizin hesaplanma yönteminde yapılan her değişiklik, alacaklının tahsil edeceği tutarı ve borçlunun ödeyeceği miktarı doğrudan etkilemektedir.
Eski Sistem Nasıldı?
Bu değişiklikten önce, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca, taraflar arasında faiz oranına ilişkin bir anlaşma bulunmadığı durumlarda yıllık %24 oranında sabit kanuni faiz uygulanıyordu.
Her ne kadar bu sistem uygulama bakımından kolaylık sağlasa da, değişen ekonomik şartları, enflasyonu ve para politikalarını her zaman yansıtamıyordu.
Kanun Koyucu Neden Böyle Bir Değişikliğe Gitti?
Son yıllarda Türkiye ekonomisinde faiz oranları, enflasyon ve para politikalarında önemli değişiklikler yaşanmıştır.
Bu nedenle kanuni faizin uzun süre aynı oranda kalması, bazı dönemlerde alacaklıların zarar görmesine, bazı dönemlerde ise borçlular açısından gereğinden fazla mali yük oluşmasına neden olabilmekteydi.
Yeni düzenleme ile birlikte kanuni faiz, ekonomik gelişmelere uyum sağlayabilecek dinamik bir yapıya kavuşturulmuştur.
31 Temmuz 2026 Sonrasında Neler Değişti?
7589 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi değiştirilmiştir.
Yeni düzenlemeye göre, taraflar arasında farklı bir faiz oranı kararlaştırılmamışsa, uygulanacak yıllık kanuni faiz;
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranının %80’i esas alınarak belirlenecektir.
Böylece kanuni faiz artık kanunda sabit olarak yazılı bir oran olmaktan çıkmış, Merkez Bankasının ilan ettiği reeskont oranına bağlı olarak değişebilen bir sisteme dönüşmüştür.
Reeskont Oranı Nedir?
Reeskont oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının para politikası kapsamında belirlediği temel finansal göstergelerden biridir.
Bu oran; ekonomik koşullar, enflasyon, piyasa dengeleri ve para politikalarındaki değişikliklere göre güncellenebilmektedir.
Kanuni faizin bu orana bağlanması sayesinde hukuki sistem ile ekonomik gerçeklik arasında daha güçlü bir uyum sağlanması amaçlanmıştır.
Yılın İkinci Yarısına İlişkin Düzenleme
Kanun koyucu yalnızca yıllık güncellemeyle yetinmemiştir.
Eğer 30 Haziran tarihinde geçerli olan reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki reeskont oranından en az 5 puan farklıysa, uygulanacak kanuni faiz 1 Temmuz tarihinden itibaren yeni reeskont oranının %80’i esas alınarak yeniden belirlenecektir.
Bu nedenle kanuni faiz, gerekli şartların oluşması hâlinde aynı yıl içerisinde ikinci kez değişebilecektir.
Bu Sistem Her Sözleşmede Uygulanacak mı?
Hayır.
Taraflar sözleşmelerinde geçerli bir faiz oranı belirlemişlerse, öncelikle bu sözleşme hükmü uygulanacaktır.
Yeni kanuni faiz sistemi yalnızca tarafların faiz konusunda herhangi bir anlaşma yapmadıkları veya kanunun doğrudan kanuni faizin uygulanmasını öngördüğü hâllerde devreye girecektir.
Kanuni Faiz ile Sözleşmesel Faiz Arasındaki Fark
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri de kanuni faiz ile sözleşmesel faiz arasındaki farktır.
Sözleşmesel faiz, tarafların kendi iradeleriyle sözleşmeye koydukları faiz oranıdır.
Kanuni faiz ise tarafların herhangi bir faiz oranı belirlemediği durumlarda doğrudan kanun gereğince uygulanır.
Dolayısıyla yeni düzenleme, tarafların serbest iradeleriyle belirledikleri faiz oranlarını değil; yalnızca kanuni faizin uygulanacağı durumları kapsamaktadır.
Borcun Doğduğu Tarih Neden Daha Önemli Hâle Geldi?
Yeni sistemle birlikte borcun doğduğu tarih ve faizin işlemeye başladığı tarih büyük önem kazanmıştır.
Çünkü uygulanacak faiz oranı, ilgili tarihlerde geçerli olan reeskont oranına göre değişebilecektir.
Bu nedenle borcun doğum tarihini ve muacceliyet tarihini gösteren belgelerin doğru şekilde muhafaza edilmesi, olası uyuşmazlıklarda büyük önem taşımaktadır.
Yargısal Süreçlere Etkisi
Bu düzenlemenin hukuk davaları ve ticari uyuşmazlıklar üzerinde önemli etkileri olacaktır.
Artık faiz talep edilen davalarda yalnızca faiz istemek yeterli olmayacak; faiz hesabının hangi hukuki ve ekonomik verilere göre yapıldığının da açık şekilde ortaya konulması gerekecektir.
Bazı uyuşmazlıklarda doğru faiz hesabı yapılabilmesi için mali bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulması da söz konusu olabilecektir.
Sözleşmelerin Gözden Geçirilmesinin Önemi
Bu değişiklik, özellikle uzun süreli ticari sözleşmeler bakımından faiz hükümlerinin yeniden değerlendirilmesini gerekli hâle getirmiştir.
Tarafların, kanunun izin verdiği ölçüde faiz hükümlerini açık ve net şekilde düzenlemeleri, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır.
Şirketler ve Yatırımcılar Açısından Önemi
Bu düzenleme yalnızca mahkeme süreçlerini değil, ticari hayatı da doğrudan etkilemektedir.
Şirketler, yatırımcılar ve ticari faaliyet yürüten kişiler; reeskont oranındaki değişiklikleri yakından takip etmek zorundadır.
Çünkü gecikme maliyetleri, alacak hesaplamaları ve hukuki riskler artık bu yeni sisteme göre şekillenecektir.
Önemli Tavsiyeler
Yeni düzenleme kapsamında;
- Sözleşmelerdeki faiz hükümleri dikkatle incelenmelidir.
- Borcun doğduğu tarihi gösteren belgeler eksiksiz saklanmalıdır.
- Eski sabit faiz oranlarına göre hesaplama yapılmamalıdır.
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının açıkladığı reeskont oranları düzenli olarak takip edilmelidir.
- Faiz hesaplamalarında uzman hukukçulardan destek alınmalıdır.
Sonuç
Bu düzenleme, Türk hukukunda ekonomik gerçeklerle uyumlu yeni bir dönemin başlangıcını temsil etmektedir.
Artık kanuni faiz, sabit bir oran olmaktan çıkmış; ekonomik göstergelere bağlı olarak değişebilen dinamik bir yapıya kavuşmuştur.
Bu nedenle, kanuni faizin doğru şekilde hesaplanabilmesi için yalnızca yasal düzenlemelerin değil; reeskont oranlarının, borcun doğduğu tarihin ve faizin işlemeye başladığı tarihin de dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, faiz hesaplamasında yapılacak küçük bir hata dahi dava konusu alacağın miktarını önemli ölçüde etkileyebilir.
Eğer davanız, sözleşmeniz veya mali alacağınız bakımından bu yeni düzenlemenin nasıl uygulanacağını öğrenmek istiyorsanız, alanında uzman hukukçulardan profesyonel hukuki destek almanız hak kaybı yaşamamanız açısından büyük önem taşımaktadır.

