
Türkiye mi, Mısır mı? Sınır Ötesi Ticari Uyuşmazlıklarda Hangi Mahkeme Yetkilidir?
Uluslararası ticarette, biri Mısırlı diğeri Türk olmak üzere iki şirket arasındaki ticari ilişki basit bir sözleşmeyle başlayabilir. Ancak zaman içerisinde ödenmeyen alacaklar, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, teslimatın gecikmesi, ayıplı mallar veya sözleşme şartlarının ihlal edilmesi nedeniyle ciddi bir uyuşmazlığa dönüşebilir.
Bu noktada, ilk bakışta basit görünen ancak hukuken oldukça hassas olan şu soru gündeme gelir:
Mısırlı bir şirket ile Türk bir şirket arasında uyuşmazlık çıkarsa dava hangi mahkemede açılmalıdır: Mısır’da mı, Türkiye’de mi?
Bu sorunun hukuken doğru cevabı, taraflardan birinin Mısırlı, diğerinin Türk olmasına bağlı olarak otomatik şekilde belirlenemez. Bir mahkemenin uluslararası yargı yetkisinin bulunup bulunmadığı; öncelikle sözleşmenin dikkatle incelenmesi, tarafların yetkili mahkeme konusunda bir anlaşma yapıp yapmadığının veya tahkim şartı bulunup bulunmadığının belirlenmesi, uygulanacak hukukun tespit edilmesi, sözleşmeden doğan yükümlülüğün ifa yeri, uyuşmazlığın niteliği ve uygulanabilecek uluslararası sözleşmeler gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
📑 İlk İncelenmesi Gereken: Sözleşme
Sınır ötesi bir ticari uyuşmazlık ortaya çıktığında ilk adım doğrudan dava açmak olmamalıdır. Öncelikle sözleşme hukuki açıdan ayrıntılı şekilde incelenmelidir.
Sözleşmede uyuşmazlık halinde hangi mahkemenin yetkili olacağını belirleyen bir hüküm, tahkim şartı veya sözleşmeye uygulanacak hukuku belirleyen bir düzenleme bulunabilir.
Burada özellikle önemli bir ayrım yapılmalıdır:
Uygulanacak hukukun seçilmesi ile mahkemenin yetkisinin belirlenmesi aynı şey değildir.
Örneğin sözleşmede şu hüküm yer alabilir:
“This Agreement shall be governed by the laws of the Republic of Türkiye.”
Bu hüküm, sözleşmeye Türkiye Cumhuriyeti hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığını ifade eder. Ancak bu durum, tek başına Türk mahkemelerinin uyuşmazlık bakımından yetkili olduğu anlamına gelmez.
Buna karşılık sözleşmede:
“Any dispute arising out of this Agreement shall be subject to the exclusive jurisdiction of the courts of Istanbul.”
şeklinde bir hüküm bulunması, uyuşmazlıkların İstanbul mahkemelerinin münhasır yargı yetkisine tabi olacağını düzenlemektedir.
Dolayısıyla uluslararası ticari sözleşmelerde şu üç kavram birbirinden ayrılmalıdır:
Uygulanacak hukuk, yetkili mahkeme ve tahkim.
Bu kavramların birbirine karıştırılması, uyuşmazlık ortaya çıktığında ciddi hukuki sorunlara yol açabilir. Türk hukukunda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi gibi önemli konuları düzenlemektedir.
🏛️ İki Şirket Önceden Yetkili Mahkemeyi Belirleyebilir mi?
Evet. Belirli ticari ilişkilerde taraflar, sözleşme aracılığıyla uyuşmazlık halinde hangi mahkemenin veya mahkemelerin yetkili olacağını önceden belirleyebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri, kanunda öngörülen şartlar ve sınırlamalar çerçevesinde, aralarında doğmuş veya ileride doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Kanunun 18. maddesi ise yetki sözleşmesine ilişkin çeşitli şartlar öngörmektedir. Bunlar arasında sözleşmenin yazılı olması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili mahkemenin gösterilmesi gibi hususlar bulunmaktadır.
Örneğin sözleşmede:
“Istanbul Courts shall have jurisdiction.”
şeklinde bir hüküm bulunması, uyuşmazlık ortaya çıktığında önemli bir hukuki unsur olabilir.
Ancak ⚠️ bir sözleşmede yetki şartının bulunması, bu şartın otomatik olarak geçerli ve uygulanabilir olduğu anlamına gelmez. Hükmün içeriği ve nasıl kaleme alındığı, hukuki ilişkinin ve uyuşmazlığın niteliği, emredici hukuk kuralları ve varsa münhasır yetki kuralları ayrıca incelenmelidir.
🇹🇷 Sözleşmede Türk Mahkemeleri Seçilmişse Ne Olur?
Mısırlı bir şirket ile Türk bir şirket arasındaki sözleşmede geçerli bir şekilde Türk mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmışsa, sözleşmenin hükümleri ve ilgili hukuki kurallar çerçevesinde Türkiye’de dava açılması mümkün olabilir.
Ancak konu yalnızca:
“Türk mahkemeleri yetkilidir.”
demekten ibaret değildir.
Uyuşmazlığın hangi mahkemenin ve hangi yargı çevresinin görev ve yetkisine girdiğinin de belirlenmesi gerekir.
Ayrıca uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığı, dava açılmadan önce yerine getirilmesi zorunlu bir başvuru veya arabuluculuk sürecinin bulunup bulunmadığı ve uygulanacak hukukun dava öncesinde belirli bir prosedür öngörüp öngörmediği de değerlendirilmelidir.
Bu nedenle dava açılmadan önce uluslararası ticari uyuşmazlıklar konusunda uzman bir avukattan hukuki değerlendirme alınması önem taşıyabilir. Yanlış mahkemenin veya yanlış hukuki prosedürün seçilmesi ek masraflara, zaman kaybına veya yetki itirazlarına neden olabilir.
🇪🇬 Mısırlı Şirket Davayı Mısır’da Açmak İsterse?
Taraflardan birinin Mısırlı bir şirket olması, tek başına Mısır mahkemelerinin uyuşmazlık bakımından yetkili olduğu anlamına gelmez.
Mısır hukukundaki yetki kuralları; sözleşme, yükümlülüğün ifa yeri, davalının iş merkezi, uyuşmazlığın niteliği, tarafların mahkeme veya tahkim konusunda yaptıkları anlaşmalar ve uygulanabilecek uluslararası sözleşmelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı şekilde, taraflardan birinin Türk şirketi olması da davanın mutlaka Türkiye’de açılması gerektiği anlamına gelmez.
Şirketlerin uyruğu tek başına belirleyici değildir. Önemli olan, uyuşmazlık ile ilgili ülke ve mahkeme arasındaki hukuki bağlantıdır.
Bu nedenle bir müvekkile:
“Davayı Mısır’da mı yoksa Türkiye’de mi açmalıyım?”
sorusuna, ilgili sözleşme ve belgeler incelenmeden kesin bir cevap verilmemelidir.
⚠️ Sözleşmede Yetkili Mahkeme Belirtilmemişse Ne Olur?
Bu durumda hukuki değerlendirme daha karmaşık hale gelebilir.
Sözleşmede açık bir yetki şartı bulunmuyorsa, davanın açılmasının düşünüldüğü ülkenin milletlerarası yetki kuralları, uyuşmazlık ile o ülke arasındaki hukuki bağlantılarla birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye’de yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkilerinde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilir. Kanun ayrıca, kapsamına giren konularda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin uygulanmasına öncelik tanımaktadır.
Uyuşmazlığın niteliğine göre davalının iş veya yerleşim yeri, sözleşmesel yükümlülüğün ifa yeri, sözleşmenin niteliği ve bazı dava türlerinde zararın meydana geldiği yer gibi unsurlar önem taşıyabilir.
💰 Türk Şirketi, Mısırlı Şirketin Alacağını Ödemedi… Dava Nerede Açılmalı?
Örneğin bir Mısır şirketinin Türk şirketine mal sattığını ve Türk şirketinin mal bedelinin tamamını ödemediğini düşünelim.
Burada ilk soru yalnızca:
“Davayı Türkiye’de mi açmalıyım?”
olmamalıdır.
Öncelikle hukuki ilişkinin tamamı incelenmelidir.
Yazılı bir sözleşme var mı?
Sözleşmede uygulanacak hukuk belirlenmiş mi?
Yetkili mahkeme belirlenmiş mi?
Tahkim şartı var mı?
Mallar nerede teslim edildi?
Ödeme nerede ve nasıl yapılacaktı?
Faturalar, sevk belgeleri ve teslim belgeleri mevcut mu?
Borcu kabul eden veya teyit eden yazışmalar var mı?
Kısmi ödeme yapıldı mı?
Sözleşmede dava veya talep öncesinde bildirim yapılmasını gerektiren bir süre veya prosedür var mı?
Bu soruların her biri, uyuşmazlıkta izlenmesi gereken hukuki yolu etkileyebilir.
📦 Uyuşmazlık Ayıplı veya Sözleşmeye Uygun Olmayan Mallarla İlgiliyse?
Aynı yaklaşım mal tedarikinden kaynaklanan uyuşmazlıklar için de geçerlidir.
Örneğin Türk bir şirket Mısır’daki şirkete mal göndermiş ve Mısırlı şirket malların üzerinde anlaşılmış teknik özelliklere uygun olmadığını sonradan fark etmiş olsun.
Bu durumda yalnızca:
“Mallar Mısır’a ulaştı, dolayısıyla Mısır mahkemeleri yetkilidir.”
demek doğru olmayabilir.
Sözleşme, teslim şekli, teknik özellikler, malların kontrol ve kabul prosedürleri, ayıbın bildirilmesine ilişkin süreler, uygulanacak hukuk, yetki veya tahkim şartları ve varsa uygulanabilir uluslararası düzenlemeler birlikte incelenmelidir.
Bu nedenle malların bulunduğu yer tek başına mahkemenin yetkisini belirleyen kesin bir ölçüt değildir.
⚖️ Sözleşmeye Uygulanacak Hukuk Farklı Bir Konudur
Uluslararası sözleşmelerde sık karşılaşılan hatalardan biri, tarafların:
“Turkish Law shall apply.”
şeklinde bir hüküm koyduktan sonra bunun otomatik olarak:
“Türk mahkemeleri yetkilidir.”
anlamına geldiğini düşünmeleridir.
Bu sonuç her zaman doğru değildir.
Uygulanacak hukuk şu soruya cevap verir:
Uyuşmazlıktan doğan hak ve yükümlülüklere hangi ülkenin hukuku uygulanacak?
Yargı yetkisi ise şu soruya cevap verir:
Uyuşmazlığı hangi mahkeme görecek?
Yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerde Türk milletlerarası özel hukuk kuralları, emredici hükümler ve kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere tarafların sözleşmeye uygulanacak hukuku seçmelerine imkân tanıyabilir.
Bu nedenle uluslararası ticari sözleşmeler hazırlanırken hem uygulanacak hukuk hem de yetkili mahkeme açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmelidir.
🔥 Peki Ya Tahkim?
Bazı uluslararası ticari ilişkilerde taraflar devlet mahkemeleri yerine tahkimi tercih edebilir.
Bu durumda hukuki değerlendirme farklılaşır.
Sözleşmede geçerli ve uygulanabilir bir tahkim anlaşması bulunuyorsa, tahkim şartının kapsamına giren uyuşmazlıkların mahkeme yerine tahkim yoluyla çözümlenmesi gerekebilir. Bunun belirlenmesinde tahkim şartının içeriği, kapsamı ve uygulanacak hukuk kuralları önem taşır.
Uluslararası ticari tahkim, özellikle şirketlerden birinin veya tarafın malvarlığının, kararın verildiği ülkeden farklı bir ülkede bulunduğu durumlarda ayrıca önem kazanır.
Bu nedenle müvekkilin:
“Sözleşmede Arbitration yazıyor.”
demesi tek başına yeterli değildir.
Tahkim şartının kapsamı, tahkim kurumu veya hakem atama yöntemi, tahkim yeri, uygulanacak usul kuralları, maddi hukuk ve tahkim kararının karşı tarafın malvarlığının bulunduğu ülkede nasıl icra edileceği ayrıca incelenmelidir.
🌍 Mısır’da Verilen Bir Kararı Türkiye’de Nasıl Uygulatabiliriz?
Sınır ötesi ticaret yapan şirketler açısından bu konu özellikle önemlidir.
Bir ülkede lehe bir mahkeme kararı elde edilmesi, bu kararın başka bir ülkede otomatik olarak doğrudan icra edilebileceği anlamına gelmez.
Örneğin Mısır’daki bir mahkeme Türk şirketi aleyhine karar vermiş ve borçlunun malvarlığı Türkiye’de bulunuyorsa, kararın Türkiye’de tanınması ve tenfizi için Türk hukukunda öngörülen prosedürlerin ve uygulanabilir uluslararası sözleşmelerin değerlendirilmesi gerekebilir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunu düzenlemektedir.
Bu süreç, yalnızca yabancı ülkede kararın alınmasından ibaret değildir.
Bu nedenle icra aşaması, uyuşmazlığın en başından itibaren düşünülmelidir; yalnızca karar alındıktan sonra değil.
Bir şirket lehine karar elde edebilir; ancak daha sonra borçlunun malvarlığının başka bir ülkede bulunduğunu öğrenebilir. Bu durumda söz konusu malvarlığına ulaşabilmek için ayrıca hukuki prosedürler gerekebilir.
🚨 En Büyük Hata: Sözleşmeyi İncelemeden Dava Açmak
Sınır ötesi bir uyuşmazlık ortaya çıktığında şirketlerin yapabileceği en önemli hatalardan biri, uyuşmazlığı sıradan bir iç hukuk uyuşmazlığı gibi değerlendirmektir.
Mısırlı şirket + Türk şirket ≠ sıradan bir yerel dava.
Uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun bulunması; milletlerarası yargı yetkisi, uygulanacak hukuk, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, tahkim ve ilgili uluslararası sözleşmeler gibi birçok hukuki konuyu gündeme getirebilir.
Bu nedenle doğru yaklaşım her zaman:
“Davayı Türkiye’de aç.”
veya:
“Davayı Mısır’da aç.”
şeklinde olmayabilir.
Bunun yerine:
“Öncelikle sözleşme, ticari ilişki, ilgili malvarlığının bulunduğu yer ve tarafların yükümlülükleri incelenmeli; ardından yetkili merci ve uyuşmazlığın çözümü için uygun hukuki yol belirlenmelidir.”
📂 Müvekkil Avukata Hangi Belgeleri Hazırlamalı?
Hukuki değerlendirme başlamadan önce sözleşmenin ve tüm eklerinin, faturaların, satın alma siparişlerinin, sevkiyat ve teslim belgelerinin, ödeme ve banka transfer kayıtlarının, elektronik yazışmaların, işlemle ilgili WhatsApp mesajlarının, toplantı kayıtlarının, daha önce gönderilmiş ihtar ve taleplerin ve uğranılan zararı veya sözleşme ihlalini ortaya koyan belgelerin hazırlanması faydalı olacaktır.
Müvekkil, önemsiz olduğunu düşündüğü yazışmaları veya belgeleri silmemelidir. İlk bakışta küçük görünen bir belge dahi sözleşme ihlalinin tarihini veya karşı tarafın belirli bir yükümlülüğü kabul ettiğini ortaya koyabilir.
Ayrıca belgelerin hem asıllarının hem de elektronik kopyalarının korunması, belgelerin hangi dilde olduğunun belirlenmesi ve ilgili makamlar önünde kullanılabilmeleri için tercüme, tasdik veya konsolosluk işlemlerine ihtiyaç olup olmadığının değerlendirilmesi önemlidir.
⏳ Dava Açma Süreleri Ne Olacak?
Bu konu ertelenmemelidir.
Ticari talepler, niteliğine ve uygulanacak hukuka göre zamanaşımı sürelerine ve çeşitli usuli sürelere tabi olabilir.
Ayrıca bazı sözleşmelerde ayıpların bildirilmesi, talepte bulunulması veya teslim belgelerine itiraz edilmesi için belirli süreler öngörülmüş olabilir.
Bu nedenle şirketin aylarca veya yıllarca hukuki danışmanlık almadan beklemesi, esasen haklı olduğu bir talep bakımından dahi hukuki durumunu daha karmaşık hale getirebilir.
🇹🇷 Türkiye mi, Mısır mı?
Asıl soru:
“Türkiye mi, Mısır mı?”
değildir.
Asıl sorular şunlardır:
Yargı yetkisi hangi ülkede ve hangi mahkemededir?
Uyuşmazlığa hangi hukuk uygulanacaktır?
Uyuşmazlığın çözümü için hangi hukuki yöntem uygundur?
Ve karşı tarafın malvarlığı başka bir ülkede bulunuyorsa, verilecek karar veya tahkim kararı orada nasıl uygulanacaktır?
Bu sorular dava açılmadan önce cevaplanmalıdır.
Uluslararası ticari sözleşmeler bakımından bu konuların sözleşme imzalandığı aşamada açıkça düzenlenmesi, uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra yetkili mahkemeyi belirlemeye çalışmaktan çok daha sağlıklı bir hukuki yaklaşım olabilir.
🔐 Sonuç
Mısırlı bir şirket ile Türk bir şirket arasındaki uyuşmazlık ilk bakışta basit bir ticari anlaşmazlık gibi görünebilir. Ancak bu uyuşmazlık, milletlerarası yargı yetkisi, uygulanacak hukuk, tahkim ve yabancı mahkeme kararlarının veya tahkim kararlarının tanınması ve tenfizi gibi birçok hukuki konuyu içeren sınır ötesi bir uyuşmazlığa dönüşebilir.
Bu nedenle şirketiniz başka bir ülkede bulunan bir şirketle uyuşmazlık yaşadığında, dava açmadan önce şu soruların cevaplarını mutlaka değerlendirin:
Uyuşmazlığı hangi merci görecek?
Hangi hukuk uygulanacak?
Sözleşmede yetki veya tahkim şartı var mı?
Verilecek karar, karşı tarafın malvarlığının bulunduğu ülkede uygulanabilir olacak mı?
⚖️ Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda doğru hukuki yolu seçmek, haklarınızın korunmasının önemli bir parçasıdır.
🇹🇷 Doğru mahkeme, doğru hukuk, doğru strateji.
🇬🇧 The right forum. The right law. The right strategy.
🌍 Soada7 – Hukuki ve Ticari Danışmanlık
Sınırları aşan hukuki uzmanlık.
📞 00905462636488
📱 00201063858035
📍 Ankara Kızılay Sıhhiye – İstanbul Çağlayan | Kahire
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki değerlendirme niteliği taşımaz. Yetkili mahkemenin ve uygulanacak hukukun belirlenebilmesi için sözleşmenin, ilgili belgelerin ve uyuşmazlığın somut koşullarının incelenmesi gerekir.

